KHK’lı Platformları Birliği: “Eşitlik, Özgürlük, Adalet ve Demokrasi Mücadelesi Veren ve Hakları İçin Direnen İşçi Dostlarımızla Birlikteyiz”

Paylaş

Ülkemizde; siyasal, sosyal, ekonomik her alanda kriz yaşanıyor ve krizler her gün derinleşiyor. Döviz kurlarındaki artış, enflasyon, devalüasyona bağlı ekonomik kriz hayatımıza; hayat pahalılığı, temel gıda, enerji, ısınma vb. alanlarda şişen faturalar olarak tüm giderlerimize yansıyor. Giderlerin sürekli artışı özellikle düşük ücretle çalışan işçi emekçinin alım gücünü hızla düşürürken, ücretlerdeki artış enflasyonu bile karşılamayacak düzeyde tutuluyor. Tüm bunlarla derinleşen krizin faturası işçi emekçilere kesilmek isteniyor. Asgari ücret, TÜİK rakamlarına göre bile açlık sınırının altında belirlenerek milyonlarca insan sefalete mahkûm ediliyor. Siyasal iktidar her defasında kendi yarattığı krizleri, hakları için mücadele eden işçiler emekçiler üzerine kurduğu ve her gün artan baskısıyla görünmez hale getirmeye ve varlığını sürdürmeye çalışıyor. Hak arayan işçileri; hukuk dışı uygulamalarla kod 29, kod 47 ile fişleyerek işten atıyor ve aslında tıpkı KHK’lılar gibi  ömür boyu işsizliğe mahkum ediyor.

Diğer yandan, işçi ve emekçilerin örgütsüzlüğündeki yetersizliklerin yanında, güya işçi ve emekçilerin örgütü olduğunu iddia eden “sendika”lar ve işçi haklarını savunmak yerine sendikal mücadele dışında her şeyi yapan “sendika bürokratları” siyasal iktidara güç veriyor. Her şeyi diyoruz, çünkü bu sendika görünümlü yapılar, kendi üyelerini fişleyerek ihraç olmalarına neden olmuşlar, ihraç edilen üyelerini ise vatan haini ilan ederek 152 bin kamu emekçisinin ihracına alkış tutmuşlardır. On binlerce üyesi bir gece yarısı yayınlanan KHK’larla haksız hukuksuz bir şekilde ihraç olurken, kamu emekçileri kıyımdan geçirilirken, sendikacılık yapmak şöyle dursun siyasal iktidara hafiyelik yaptılar, payanda oldular, yandaşlık yaptılar ve yapmaktadırlar.

İşten atma saldırıları hukuksuz bir şekilde devam ederken ve asgari ücret açlık sınırının bile altında belirlenirken sendikamsı sendikalar ya suskunluğa bürünmüş ya da işçileri açlığa mahkum edenlerle aynı masada oturarak hazırlanan şovun parçası olmuşlardır. Sendikamsı sendikalar devlet ve iktidar güdümlüdür, yandaş olduğu için ILO tarafından bile sendika olarak görülmemekte, muhatap alınmamaktadırlar.

İşçiler emekçiler; öncelikle kendilerini sömüren işveren, ikincisi “OHAL ile grevleri daha rahat yasaklıyoruz, OHAL’i sizin için ilan ettik” diyerek patronun tarafında olan iktidara karşı ve üçüncüsü senikamsı sendikalara ve iktidara hizmette kusur etmeyen ve kendi kişisel menfaatlerinden başka bir derdi olmayan sendika bürokratlarına karşı mücadele etmek zorunda kalıyor. İşveren-iktidar-sendikamsı yapılar sarmalına hapsedilmek istenen işçi ve emekçiler; sendikaların tüm tutumsuzluğuna, iktidarın payandası ve yandaşı olmasına rağmen, mücadelesini sürdürüyor ve bugün ülkenin her yerinde direniyor.

Ülkenin her bir alanında işçiler emekçiler, talepleri için bir araya geliyor, kazanmak için  üretimden gelen gücünü kullanıyor grev çadırları kuruyor ve  “Hak verilmez alınır” şiarını ete kemiğe büründürüyorlar. Elbette tüm bu direnişler gücünü haklılıktan ve meşruluğa olan inançtan alıyorlar. Direnişler sürerken, sendikamsı sendikalar ve devletin kolluk güçleri boş durmuyor. Sendikalar direnişlere yeteri kadar sahip çıkmadığı gibi kamuoyu önünde direnen işçileri değersizleştiriyor. Devletin kolluk güçleri; direnişe geçen işçileri; orantısız gücünü kullanarak işkence ile gözaltına alıyor, grev çadırlarını söküyor, gece-gündüz demeden işveren baskısıyla tutukluyor, terör yaftası ile yargılanmasına zemin hazırlıyorlar. Patronlar; işçileri ömür boyu işsizlikle tehdit ediyor, yol arkadaşlarını satması isteniyor, direnişi bırakması için para teklif ediyorlar.

İşçiler; patron, sendikamsı sendikalar ve devletin kolluk güçlerine rağmen direniyor,  direnişleri toplumda karşılık buluyor, büyüyor, yaygınlaşıyor ve kazanıma dönüşüyor.

Bugün işçiler ülkenin her yerinde grev çadırları kuruyor, direniş halayları çekiyor.

Sinbo, Farplas, Metal, Çorap, Tekstil, Petro-kimya, Migros depo işçileri, Yemek sepeti işçileri, Gemi sökümü işçileri ve daha bir çoğu direnmeye devam ediyor. Nitekim, Eskişehir Kıraç Metal işçileri 1 günlük direnişle, Çorap işçileri 5 saat süren direnişle taleplerinin gerçekleşmesini sağladılar.

İşçiler; hakları için gösterdikleri yılmazlık ile biz KHKlılara da yol gösteriyor ve mücadelenin nasıl olması gerektiğini ögretiyorlar.

Biz KHK’lı Platformları Birliği olarak ülkenin her yerinde gerçekleşen işçi emekçi direnişlerini selamlıyoruz ve mücadeleleri mücadelemizdir diyoruz. Sömürünün, eşitsizliğin, adaletsizliğin, hukuksuzluğun ve zulmün olduğu yerde direniş bir haktır.

Eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi mücadelesi veren ve hakları için direnen işçi dostlarımızla birlikteyiz ve hakları için direnen işçilerle omuz omuza örgütlü mücadele etme ve dayanışma sözü veriyoruz.

KHK’lı Platformları Birliği

, , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir