KHK’lı Platformları Birliği’den AİHM Başkanı Spano’ya Çağrı: Haklıyı Ve Hukuku Savunmaya Davet Ediyoruz

Paylaş

Türkiye ve Uluslararası Kamuoyunun Dikkatine,

Aradan geçen 4 yıllık zamana rağmen, kurgulayıcı ve faillerinin tam olarak kim oldukları tespit edilemeyen, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden hemen sonra iktidara muhalifi olarak görülen binlerce hâkim, savcı, gazeteci, milletvekili, belediye başkanı, asker, polis, akademisyen, öğretmen, imam, doktor, hemşire, memur, iş insanı, ev hanımı, kasap, manav, bakkal, temizlik görevlisi vs… Bütün meslek gruplarından insan, 20 Temmuz 2016 OHAL ilanı ile beraber çıkartılan KHK’larla, sorgusuz, sualsiz, savunmaları dahi alınmadan mağdur edilmiştir.

O günden bu yana Türkiye’de muhalif  kesimlere yönelik, dozu gittikçe artan, sistematik,  sosyal ve siyasal kırım yaşanmaktadır. Bu süreç içerisinde onlarca yurttaş kaçırılmış ve/veya işkenceden geçirilmiştir. OHAL bahane edilerek çıkarılan KHK’larla 200 bin kamu çalışanının işten çıkarılmasının yanında, binlerce özel şirkete ve kişisel mal varlıklarına el konulmuş, yüzlerce basın kuruluşu kapatılmış, beş yüz binden fazla yurttaş hakkında gözaltı işlemi uygulanmıştır. İktidarın hedefinde bulunanlara uygulanan, özel sektör de bile çalışma yasakları, çalışma lisans iptalleri, işyeri açma yasakları ve yurtdışına çıkış yasaklarıyla sosyal soykırım uygulanmıştır.

Siyasal İktidarca yapılan bu uygulamalar, kendilerince, muhalif görülen toplumsal kesimlerinin tamamen ya da kısmen yok olmaları ve ciddi bedensel/zihinsel hasara uğramaları sonucunu doğuran yaşam koşullarında tutulmalarına dönük bilinçli bir planın yürürlükte olduğu kanaatini güçlendirir mahiyettedir.

İktidarca, muhalif görülen yüz binlerce insan, nezarethanelerde, toplama kamplarında işkence, taciz, tecavüz ve insanlık dışı muameleler yapılarak sorgudan geçirilmiş, 30 güne varan gözaltındaki bu insanlık dışı muamelenin akabinde, hukukta yeri olmayan haksız gerekçeler kullanılarak cezaevine gönderilmiştir. Cezaevlerinde kapasitelerinin 10 katı koğuşlarda, yerlerde, lavabo önlerinde yatmak zorunda bırakılmışlardır. OHAL bahane gösterilerek yakınlarıyla görüştürülmemiştir. Dışarda hayatına devam etmek isteyen binlerce insan, toplum tarafından dışlanarak hain muamelesine maruz bırakılmış, özel sektörde çalışmalarına izin verilmemiştir. Pasaportları iptal edilen yüz binlerce insanın anayasal hak olan seyahat özgürlüğü kısıtlanmış, kaçak yollarla ülkeyi terk etmek isteyenler çocuk, kadın ve erkek; Meriç, Ege ve Akdeniz sularında kaybolmuştur. Geride kalanlar için ülke açık hava cezaevine döndürülmüştür.

Temel yurttaşlık hakkı olan seçme ve seçilme hakkı engellenmeye kalkışılmış, seçilen muhtar, belediye başkanı, encümenler hiçbir gerekçe gösterilmeden görevlerinden alınmışlardır.

Anayasal hak ve Evrensel İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında yer alan; ifade hürriyeti, barışçıl protesto, sohbet, bağış, sendika-dernek üyeliği, gazete satın alma, okuma, banka hesabına para yatırma, özel okula çocuğunu gönderme gibi gerekçelerle, terör örgütüne irtibat ve iltisaklı gösterilerek davalar açılmış ve işlerine son verilmiştir.

KHK’lıların bir kısmı intihar etmiş, bir kısmı üzüntüsünden yakalandığı kronik hastalıklar sonucu yaşamını yitirmiş, bir kısmı hiç bilmediği işlerde çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu ya ölmüş ya da sakat kalmıştır.

Bunun dışında aile yaşantısı ve toplumsal bütünlük zarar görmüştür. Mağdurlar toplum tarafından da dışlanarak sosyal tecride maruz kalmışlardır.

Yaklaşık 20 bin kadın tutuklanmış, 2000’den fazla bebek anneleriyle cezaevinde büyümek zorunda bırakılmıştır. Binlerce askeri ve sivil öğrenci 4 yıldır tutsaktır. AİHM ‘in de destek vermesiyle, kanunda yeri olmayan ve iç hukuk yolu sayılan komisyon, 4 yıldır dosyaları tamamlayamamış, bugüne kadar 105 bin dosyadan sadece 10 bin kişiyi göreve iade etmiştir. İade olamayanlar için kurulan, hukukta yeri olmayan ve özel tahsis edilen idare mahkemeleri süreci uzatmaktan başka bir işe yaramamışlardır.

Bütün bu haksız ve hukuksuz uygulamalardan vazgeçilmeli ve aşağıdaki maddeler bir an önce hayata geçirilmelidir.

1- KHK’lar bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmalıdır.

2- KHK’larla ihraç edilenlerin itibarları iade edilmeli, işten atıldıkları gibi tekrar Resmî Gazete ile bu defa suçsuzlukları ilan edilerek işlerine döndürülmelidirler.

3- Tüm özlük hakları iade edilmelidir.

4- Bu kişilere ve ailelerine çektirilen acılarından dolayı devlet olarak özür dilenmelidir.

5- Eğer bir suçlu varsa, suçluluğu yargı kararıyla ispatlanıncaya kadar masum olduğu bundan sonra da unutulmamalıdır.

6- Kapatılan ve el konulan kurumlar sahiplerine iade edilmelidir.

7- Kapatılan kurumlarda çalışıp, maaş, tazminat ve özlük haklarını alamayanlara tüm hakları iade edilmelidir.

8- Devlet arşivlerinde tutulan fişleme listeleri imha edilmelidir. Bu fişlemelerde dahli olanlar yargılanmalıdır.

Bu bilgiler ışığında, 4 yıldır sesimizi duymayan ve her fırsatta haktan hukuktan bahseden, ancak yanı başında 1,5 milyon insanın mağduriyetine sessiz kalan, hatta OHAL komisyonu kurdurarak zulmün uzamasına aracılık etmiş olan ve haklının yanında yer almayan Avrupa Topluluğu ve AİHM yetkililerini haklıyı ve hukuku savunmaya davet ediyoruz. Yaşanılan bu hukuksuzluklar mutlaka son bulacaktır. Ancak bu süreçte kimlerin samimi olarak insan haklarından ve evrensel hukuktan yana olduğu da ortaya çıkacaktır.

Bizler KHK’LI PLATFORMLARI BİRLİĞİ olarak bu konudaki haklı mücadelemize sonuna kadar devam edeceğimizi tüm iç ve dış kamuoyuna deklare ediyoruz‼

, , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir