KHK’lı Platformları Birliği’nden 10 Ekim Bildirisi: ‘10.04 An Kara…’

Paylaş

“Ankara! Adı Kara, Bu Yara Başka Yara, 17 yaşındaydı kıyılır mı Erdal’a”

7 Haziran seçimlerinde demokrasi güçlerinin almış olduğu oy oranı sonrası büyük bir hezimet ile iktidarını kaybedeceğini anlayan AKP, daha seçimler öncesinde savaş çığırtkanlığına başlamıştı bile. Diyarbakır mitinginde patlayan bombalarla başlayan kanlı süreç, patlatılan yeni bombalar ile Suruç’ta 33 düş yolcusunun katledilmesiyle devam etti.    

Bugün olduğu gibi, o günlerde de var olan siyasi, sosyal, ekonomik gerginlik  toplumsal huzuru bozuyor büyük bir korku iklimi hüküm sürüyordu.İktidar hem ülke içi, hem de sınır ötesi için savaş tamtamları çalıyordu. Toplumsal muhalefete yönelik uygulanan baskı, gözaltı, tutuklama vb. devletin hukuksuz uygulamaları yetmezmiş gibi bu karanlık süreç, ötekileştirmenin de ilerisine taşınarak muhalifleri bombalarla fiili olarak  yok etme dönemine taşınmış idi. Toplumsal atmosfer, iyice korkuya teslim olmuş; dönemin siyasi iktidarı tarafından AKP giderse hem içte hem dışta ‘ülkenin istikrarı sona erecektir’ diye kamuoyunda karanlık ve puslu bir hava yaratılıyordu. Ülke; muhalifler, demokratlar ve devrimciler için yaşanamayacak bir hale getiriliyordu. Bu karanlığı dağıtacak güçler toplumsal hareketin dinamiği olan STK’lardı. Toplumsal dinamikler (KESK,DİSK, TTB,TMMOB çağrısı ile)  uygulanan devlet şiddetine ‘Hayır’ demek,  ‘Emek Demokrasi ve Barış talebini’ tekrar haykırmak için 10 Ekim’de Ankara’da büyük bir miting yapma kararı aldılar.

7 Haziran’da başlayan süreçte sıradan basın açıklamaları bile yasaklanıyor, basın açıklamasına katılanlar gözaltına alınıyor veya tutuklanıyordu. Mitinge çağrı yapan kurumlar devlet izin vermezse diye ‘B planları’ yapıyor iken AKP, mitinge izin verdiğini açıkladı. 9 Ekim akşamında Türkiye’nin hemen her ilinden otobüsler ile Ankara yoluna çıkıldı. Bu yolculuk ilk değildi; şarkılar, marşlar söylenerek Ankara yolu aşılmaya, yoldaşlamaya ve koyu karanlığın delinmesi ve küçük de olsa bir ışık huzmesi yaratmak için, hem fiziki hem de ruhsal birliktelik sağlanmaya çalışılıyordu. Genelde Ankara gidiş-dönüşlerde kitlenin önü polis barikatlarıyla kesilirdi, ancak bu sefer ne yolculuk sırasında ne de Ankara girişinde bırakın polis noktasını tek bir polis bile yoktu. Bu durum herkesin kafasında bir soru işareti yarattı elbet; ancak yaşanacakların bu kadar kötü olacağı kimsenin aklından bile geçmiyordu. 

Yazıya ‘17 yaşındaydı Kıyılır mı Erdal’a’nınsözleri ile başladık.

Erdal, 80 darbesinde 17 yaşında olduğu halde yaşı büyültülerek idam edilen yiğit bir devrimciydi ve aynı zamanda henüz bir çocuktu. O dönemi yaşayanlar ‘17 yaşındaki bir çocuğa nasıl kıyılır?’ sorusunu soruyorlar idi. Erdal, ne ilk oldu ne de son olacaktı.

Bu topraklarda, Maraş’ta daha annesinin karnında doğmamış iken süngüyle öldürülmüş bebekler var.

Bu ülkede, 9 yaşında Sivas’ta yakılarak can veren Koraylar var. Bu ülkede, oyuncak zannettiği parçaların patlaması sonucu ölen Ceylanlar var.

Bu ülkede, 12 yaşında 13 kurşun ile öldürülen Uğurlar var.

Bu ülkede, okul harçlıklarını çıkartmak için sınır ticareti yaparken devletin savaş uçağıyla Roboski’de paramparça edilen 33 genç beden var.

Bu ülkede, ekmek almak için çıktığı kapının önünde gaz fişeği ile vurulan Berkin’ler var.

Bu ülkede panzerler ile yataklarında uyurken ezilen çocuklar, cenazesi kokmasın diye buzdolabında saklanan bebekler var.

Bu ülkede, 10 Ekim sabahı saat 10.04 patlayan bombalarla katledilen Veyseller Dicle’ler var.

Ankara Katliamında 103 insanımız yaşamını yitirdi.  Bombaların patlamasının ardından alana ambulanstan önce polis geldi. Polis geçtiği her yerde kitlenin üzerine biber gazı sıktı, patlama alanında yaralı insanların üzerine yoğun biber gazı sıkıldı. Patlamadan sağ kurtulacak olanlar bile biber gazıyla boğularak öldürüldü.

Devletin en yetkili ağızları 3 günlük yas ilan etti. Ortaya çıkan  bilgilere göre olayın IŞİD çeteleri tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Bombaları patlatanlar elini kolunu sallayarak Ankara’yı kana buladı. Yine devletin en yetkili ağızları “burası demokratik hukuk devleti düşünce özgürlüğü var. İnsanlar, eyleme geçmeden gözaltına alamıyor, tutuklayamıyoruz” dediler. 103 insanımızın hunharca katledildiği ve devletin 3 gün yas ilan ettiği böyle bir katliamın insanlarını anmak cenazelerine katılmak ise suç görüldü. Anma yapanlar, cenazeye gidenler, gözaltına alındı, tutuklandı, sürgün edildi. Yani bizlere “acıyı bal eylemek” kaldı.

Bu ülkede baskı, gözaltı, tutuklama, işkence, faili meçhul cinayetler vb. hukuksuz eylemler devlet kuruluşundan bu yana hep var idi. İktidarlar, devranlarının devamı için; emekçileri, muhalifleri, devrimcileri, Kürt’leri,  Ermeni’leri,  Alevi’leri, kadınları ve çocukları ötekileştirmek yok saymak rutin bir işleyiş olarak görülüp kanlarını akıtmaktan çekinmemişlerdir. Hukuksuzluk bir devlet geleneği haline gelmiştir. Devlet, kendini; her on yılda bir yaptığı yıkımlar, devlet gücünü kullanan terör ile   yaşatmaktadır. 

7 Haziranla başlayan ve 20 Temmuz sivil darbesiyle devam eden korku iklimini ve karanlığın en koyusunu yaşamaya devam ediyoruz. Bir yanda  işkenceler, ölümler, katliamlar devam ederken diğer taraftan biat etmeyen kurumlar kapatılmakta, yüzbinlerce insan fişlenip tutuklanmakta, Ege’nin, Meriç’in azgın sularında boğulmakta, kamu emekçileri ihraç edilmekte, KHK’lılar tıpkı Gökhan Açıkkollu ve Bülent Uçar gibi öldükten sonra işe iade edilmekte; haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik yaşamımızın birer parçası haline gelmektedir.

Bizlere düşen baskı şiddet, adaletsizlik ve hukuksuzluk ile vücut bulmuş devlet şiddetine karşı birliğimizi güçlendirmek ve toplumsal dinamiklerle birlikte omuz omuza mücadeleyi sürdürmektir. Karanlığa karşı aydınlığı, korku iklimine karşı umudu büyütmek zorundayız.

Bizler, ‘KHK’lı Platformları Birliği’ olarak 10 Ekim’de Ankara katliamında yitirdiğimiz 103 insanımızı saygıyla anıyor. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Katliamda yitirdiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağiz ve katliamın sorumlularını ile katliama göz yumanları  asla affetmeyeceğiz.

KHK’lı Platformları Birliği

, , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir