KHK’lı Platformları Birliği’nden 12 Eylül Bildirisi: Erdal Eren’den Ahmet Burhan Ataç’a 40 Yıldır Süren Zulüm “12 EYLÜL”

Paylaş

17 yaşında idam edilen Erdal Eren, darbenin 40. yılında tekrar gündeme geldi. 13 Aralık 1980’de idam edilen Eren, kanlı darbenin unutulmayan yaralarından biri olarak hafızalara kazındı.

Dilerseniz kısaca o tarihlerden bu güne ne oldu bir bakalım.

Darbe döneminde 230 bin kişi işkenceli sorgulardan geçerek yargılandı, 571 kişiye idam cezası verildi, 50 kişi idam edildi, çok sayıda insan iltica etmek zorunda kaldı. “Güvenlik devletinin takibine takılanlar kamusal haklarından men edildiler. Sendikalar kapatıldı, parlamentodaki partilerin kapılarına kilit vuruldu, liderleri gözetim altına alındı. Çok sayıda yayın yasaklandı, gazeteciler; yüzlerce yıllık ceza talebiyle yargılandılar. Cuntanın iktidarda olduğu süre boyunca ağır bir sansür ve yasaklama icra edildi”.

Toplu gösteri hakkı başta olmak üzere demokratik hakları, yanı sıra siyasal özgürlükleri yok etmiş, muhaliflere, işçi önderlerine karşı adeta bir sürek avı yürütmüştür. Bir Anayasa oluşturduktan sonra parlamenter sistemi yeniden tesis ederek kışlasına geri çekildiğini iddia eden asker o kışlaya gerçek anlamda asla dönmemiştir.

12 Eylül darbecileri meydanı sivillere terk ettiklerinde bile bugün çıkardıkları KHK’larla fikirlerinin iktidarda kaldığını göstermektedir. Aynı karanlık anlayış 12 Eylül mirasının emin ellerde olduğunu göstererek yine aynı sadakatle emekçilerin haklarını budamaya devam etmektedir. Muhalif kesimler susturulmaya çalışılmakta, sansür; aynı yoğunlukta işlemektedir ve aynı hukuksuzluk devam ettirilmektedir. İktidar politikalarını eleştiren, kabul etmeyen, bu politikalara karşı mücadele etmek isteyen, hak ve özgürlük talep eden her toplumsal ve siyasal kesimi iktidar tarafından saldırının hedefi olmaktadır.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından 21 Temmuz’da ilan edilen ve yedi kez üçer aylığına uzatılan “olağanüstü hal (OHAL) iki yılın ardından uzatılmayınca 17 Temmuz 2018  gecesi itibariyle sona erdi” denilse de etkisini günümüze kadar hissettirmektedir. Sadece bu iki yılda toplam 36 KHK yayınlandı.

Bu süreçte yüz binlerce kişi işten çıkarılırken tutuklamalar, gözaltılar, işkenceler ve hatta gözaltında kayıplar adeta olağan hale geldi.

On binlerce kişinin pasaportu iptal edildi.

2 bin 761 kurum ve kuruluş kapatıldı.

53 gazete, 37 radyo istasyonu, 34 televizyon, 29 yayınevi, 20 dergi ve 6 haber ajansı olmak üzere toplamda 179 medya kuruluşu kapatıldı.

 6 bin 81 akademisyen ve üniversitelerin idari kadrosundan bin 427 personel ihraç edildi.

234 bin 419 pasaport iptal edildi. Çeşitli nedenlerden dolayı 559 kişi hayatını kaybetti.

Bu verilere bakarak bile yaşadığımız siyasi sistem de bu bakımdan 12 Eylül cuntasının açtığı yolda ilerlediği görülmektedir.

Yani 12 Eylül darbecileri meydanları sivillere terk etse bile fikirleri iktidarda kalmıştır.

Muhalif kesimler susturulmaya çalışılmakta, sansür aynı yoğunlukta işlemektedir ve aynı hukuksuzluk sürmektedir. İktidar politikalarını eleştiren, kabul etmeyen, bu politikalara karşı mücadele etmek isteyen, hak ve özgürlük talep eden her toplumsal ve siyasal kesimi AKP iktidarı saldırı hedefine koymaktadır.

2018’de yakalandığı kemik kanseri hastalığıyla ‘olağanüstü hal’ koşullarında mücadele eden 8 yaşındaki çocuk Ahmet Burhan Ataç’tır.

Ahmet Burhan’ın anne ve babası Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde, 2018’in 20 Şubat günü göz altına alındı. Baba Harun Ataç, ‘örgüt üyeliği’ suçlamasından bir süre sonra tutuklandı. Anne, Zekiye Ataç ise iki hafta gözaltında kaldıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bu arada yurt dışı çıkış yasağı getirilerek pasaportuna da el kondu. Aynı süreçte kanser hastası olduğu ortaya çıkan Ahmet için Almanya’daki bir onkoloji kliniğinde tedavi umudu olduğunu sosyal medyadan duyuran iki çocuk annesi Zekiye Ataç, yurt dışı yasağının kalkması talebiyle kampanya yürüttü.

Sosyal medyada uzun süre yürütülen kampanyalar sonrası Zekiye Ataç’ın yurt dışı çıkış yasağı bir süre sonra kaldırıldı. Oğluyla birlikte Köln’e gittiler. Fakat doktorları, Ahmet’in düşük kan değerleri nedeniyle tedavisine devam edemeyecekti. Türkiye’ye tekrar döndükten sonra durumu daha da ağırlaşmıştı ve 7 Mayıs 2020’de hayatını kaybetti. O da tıpkı yaşı büyütülerek 17 yaşında idam edilen Erdal Eren gibi 40 yıllık darbe karanlığının kurbanı oldu.  12 Eylül 1980 askeri darbe zihniyetinin bedelini en ağır ödeyen küçücük bedenlerden biri olarak, unutulmayan yara olarak tarihe geçti.

Bizler “KHK’lı Platformları Birliği” olarak;  40 yıl önce yaşanan 12 Eylül’ün bu gün onun mirasçıları tarafından sürdürüldüğüne tanıklık etmekteyiz. Askeri vesayete ve darbelere karşı olduğunu söyleyenler bu gün ülkeyi sivil darbelerle ve oluşturulan sivil vasayetle yönetmektedir.   Darbelerin  askeri veya sivil olmasının hiç önemli olmadığını son yıllarda OHAL ve  KHK’lar eliyle ödedigimiz bedellerden biliyoruz.

Her türlü darbe halka karşı yapılır ve bedeli mutlaka ezilen sınıf ve halklara ödetilir. Sivil veya Askeri her türlü darbe/ vesayete karşı oluşturacağımız örgütlü birliklerle mücadele etmeliyiz.  Darbelerin panzehiri ve darbeden nemalananları püskürtmenin en önemli yolu oluşturacağımız örgütlü birliklerimizle eşitlik, adalet, barış ve demokrasi mücadelesi vermekten geçmektedir. Darbecileri ve bu vesile ile işlenen her tür suçu cezalandırmak, hak ve özgürlükleri evrensel ölçülerde genişletmek, baskıdan kurtarmak, demokratik ve özgürlükleri esas alan bir Anayasa yapılması, hak ihlallerine neden olan yasaların ve sonuçlarının tümden kaldırılmasını talebimizi bir kez daha yineliyoruz.

“Ne Darbe Ne OHAL

Demokratik Türkiye”

KHK’LAR GİDECEK, BİZ KALACAĞIZ

, , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir